06 Mayıs 2007


Son zamanlarda siyaset üzerine konuşmalar yoğunlaştı toplumda.Bunun yansımaları tabii olarak dönüp dolaşıp bizi de buluyor bir şekilde.İşin garip tarafı bu tip konuşmalar taraf olmaya zorluyor insanı.Yani herhangi bir partinin düşüncelerini benimsememiş olsan da sohbet seni öyle bir konuma getiriyor ki birde bakıyorsun X partisinin ateşli bir savunucusu oluvermişsin.Konuşmalar veya tartışmalar bir şekilde sizi oraya çekiyor.Yani taraf olmaya.Bu anlamda sükunet en hayırlısı sanırım.Yada bilinçsiz cahil insanlardan uzak durmak.Gerçi güzel ülkemde körü körüne yaşayan bu kadar insan varken hangi birinden kaçabilirsin orası da tartışılır.
Dün bir ortamda siyaset üzerine konuşurken nasıl olduysa sohbet bir anda cemaatler üzerine kaydı.Eksilerine rağmen ya da bizim eksik olarak gördüğümüz hallerine rağmen cemaatlerin toplumda bir boşluğu doldurduğu,olmaları gerektiği sonucuna varıldı konuşma sonunda.Ortamdaki insanlar yüksek okul okumamış çok büyük düşünceleri olmayan klasik bir hayatı benimsemiş insanlardı.Buna rağmen varılan bu sonuç şunu gösterdi.Kişinin gerçekleri anlayabilmesi,kavrayabilmesi için ayrıca bir çabaya ihtiyaç yok aslında.Sadece görmek istemesi yeterli olayları ,yaşanılanları.
Akşam yemeğini yedikten sonra bir ağırlık çöktü üzerime.Bu birkaç gündür olan bir şey.Sanırım yemeği fazla kaçırıyorum.Yanıma Gerçek Hayat dergisini de alarak dışarıya çıktım.Edremite gelmiş olanlar bilir.İlçe merkezinde bir fıskiye vardır.Hemen karşısında da Atatürk anıtı.Cumhuriyet Meydanı denen bu alanda insanların oturmaları için banklar vardır.Yani klasik bir yerleşim yeri merkezi.Bende boş olan bir banka oturarak dergiyi okumaya başladım.Çok geçmemişti ki üç-dört kişilik bir kadın grubu yakınımdaki bir banka oturdular.Yanlarında da beş yaşlarında iki kız çocuğu.Bir ara çocukların cennet ve cehennemden bahsettikleri dikkatimi çekti.

- Cennet çok güzel bir yer
- Ne var içinde
- Böyle yeşil ağaçlar sonra yeşil çimenler
- Çok güzel keşke oraya gitsek
- Gidicez zaten
- Ne zaman
- Kızım sana yarım saattir ne anlatıyorum ölücez ondan sonra gidicez


İnşallah dedim içimden hafif tebessüm ederek.

Tekrar evime döndüm.Zaman gece yarısına yaklaşmış.Sokaktan bir araba geçiyor.Camları açık yüksek sesle müslüm gürses çalıyor teypte.Alışık olduğumuz bir görüntü olduğu için garipsemiyorum.Bu mahallede bu adettendir.Bir araban varsa açarsın camlarını yüksek sesle müzik dinlersin gecenin bir yarısı.O sokak senin bu sokak benim dolanıp durursun sabaha kadar.Ne de olsa altında bir araba var yani ayakların yerden kesilmiş bunu hissettirmelisin diğer insanlara bir şekilde.Buraya kadar her şey normal.Yani her yerde olan şeyler bunlar.Esas komedi bundan sonra başlıyor.Siz tam müslüm baba moduna girmişken on dakika sonra yüksek sesle yabancı müzik dinleyen bir başka arkadaş geçiyor evinizin önünden.Neyse deyip hayatınıza kaldığınız yerden devam etmek istiyorsunuz ama daha bitmedi.On dakika sonra bu sefer mehter marşı dinleyen bir arkadaş geçiyor sahneden.Gecenin bir yarısı Viyanayı fethe gidiyorsunuz.İşte demokrasinin nimetleri diyorum kendi kendime.Şimdi darbe olmuş olsaydı bu adamlar sadece onuncu yıl marşını dinlemek zorunda kalacaklardı.Gülerek başımı yastığa koyuyorum sessizce.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

"sevmeyi bilmeyene bilmeyi sevmek ne ki?" diye soruyor İskender Pala(?) ne kadar haklı! ormanın nerede olduğunu bildiğin halde, ormana yürüyecek heyecanın yoksa, vurdumduymazlığın kor ateşlerinde bütün ormanları yakmışsın demektir. bilgi yarışması değildir yaşamak; sevgi yoğrulmasıdır. bilmek, sadece saymadır, sadece ölçmedir, sadece tartmadır. diyeceğim o ki...
mesela Allah'ın bir olduğunu bilmen ve bildirmen, O'nun katında biricik olduğunu hissetmenin garantisi değildir. sözgelimi, otuz iki farzı eksiksiz yazabilsen sınav kağıdına, "dinci" seni başarılı sayacaktır. örneğin, "aşağıdakilerden hangisi Hz.Muhammed"in katıldığı savaşlardan değildir?" sorusuna doğru seçeneğini kalbinden vursan kurşun kaleminle, sana puan verilecek... sadece bilmeni ölçüyor sınavlar. bilmeyi sevmeni umuyor sınav koçları. sevmesende bilmeni istiyorlar... saymanı, yazmanı,şaretlemeni... rabbini bilmek, seni O'nu sevmeye vardırmıyorsa,nasıl bilmek bu?Peygamberinin hayatının detaylarını bilmekle, sevildiğini, sevdiğini sevindirildiğini hissedemiyorsan, nice bilmektir bu?

kırk güzellr çeşmesi[kapı yayınları]iskender pala ...

(Anonim)