01 Temmuz 2008

insan hakları üzerine


İnsan hakları terimi hep itici gelmiştir günlük hayatta.İçinde kullanıldığı yazılarda veya konuşmalarda hep sırıtıyor gibidir.Ve benim için hiçbir anlam ifade etmemektedir aslında.İnsan hakları terimini inkar etmek veya yok saymak işin kolayına kaçmaktır. Kişi inkar etmekte özgürdür. Ama esas olan ise alternatif üretebilmektir. Yani insan hakları teriminin yokluğunda o terimin boşluğunu dolduramadıktan yani alternatif oluşturamadıktan sonra bu eleştirinin dayanılmaz hafifliğine teslim olmak demektir. İnsan ilk olarak hak kelimesinden ne anladığıyla başlamalı meseleye. Kafasında oluşacak tanım ilerisi için bir referans olacaktır. Neye göre veya kime göre hak? Nasıl bir bakış acısı ortaya konulmalı? Meseleye bireysel mi, toplumsal mı yaklaşılmalı? Soru içinde soru. Soruların cevapları ayrıntılarda gizli. Belki de ilk insanın ortaya çıkışında. Soru işaretlerini aşanlar o noktaya kadar gidebilenlerdir.Bu konuda kitaplara bakarsanız tanım olarak insan hakları insanı, insana karşı korumak şeklinde tanımlanır. Ve bilmem hangi milletin bilmem hangi beyannamesi buna örnek gösterilir.Ve biz bu terennümleri (başka bir ifadeyle teraneleri) her kitabımıza koyar ve her cümlemizin başına veya sonuna ekleriz.Oysa biz bu konuya bin ikiyüz sene önce gönderilen İlahi kitaptaki ifadeler ve onun açıklayıcısı Peygamberimizin cümleleriyle kendimize göre bir açılım geliştirmiş ve konuya bakışımızı belirlemişiz.Batı dünyasının on sekizinci yüzyılda geliştirmiş yada keşfetmiş olduğu insan hakları terimi yaptığı haksızlıklara karşı kendi vicdanını rahatlatmak adına uydurmuş olduğu bir aldatmacadır.İşine geldiği zaman kullandığı işine gelmediği zamanda hasır altı ettiği bir söz oyunu.Mesele aslında onları sorgulamak değil,mesele adamların kendi vicdanlarını rahatlatmak için ürettikleri kelime oyunlarını kabullenip sanki yitik malımızmış gibi sahiplenmemizde.Bu kelimeler (terimler veya deyimler ismini ne koyarsanız) onların geçmişleriyle ve içinde bulundukları anla hesaplaşmaları.Oysa bizim bu anlamda,dinimizin hayatımızın merkezine yerleştirdiği bir kul hakkı anlayışımız var.Tertemiz bugüne kadar kirlenmemiş ve bu günden sonrada kirlenmeyecek olan bir hak anlayışı.İnsan kendine yabancılaşınca elindekileri de göremiyor.İşte bu anlamda üretilecek bir alternatif yok yaşanacak bir gerçeklik var.Kaypak ifadelerden kurtulup bir anlamı olan,gerçek ifadeleri kullanmak ve yaşamak esastır zannımca.

0 yorum: